Hesabınız yok mu?
Bu gece dolaştım Bodrum'u PDF Yazdır E-posta
admin
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 
Yazar Administrator   
Cuma, 12 Ekim 2007 15:54
Sabaha kadar deliksiz uyumam gereken gecenin bir yerinde uyandım.
Halikarnas Disko'nun şehre meydan okuyan gürültüsü, dışarda kadınlı erkekli bir grup sarhoşun neşeli kahkahaları ve yapışkan bir sıcağın verdiği bunaltı sıktı beni. seni hatırladım sonra.
Niye uyandım ki?

Karanlık odada telefonun yeşil ışığında gecenin yarısında olduğumu gösteriyor saat, hüzünleniverdim birden.
Mutlu insanların akın akın eğlenceye geldiği bir şehirde kötü bir gece geçireceğim besbelli. Halbuki loş barlarda alkol sınırını yavaş yavaş aşmaya başlayan insanlar müziklere tempo tutuyorlardır şimdi.
Bir yerlerde bir gecelik aşkların tohumları atılıyordur müstehcen esprilerle, kimi iltifatlarsa gizli arzuları anlatıyordur kadınlara.
Barların kapılarında ağzına silah sokulup ateşlenesi, meymenetsiz iri yarı fedailer dünyanın kendileri olmadan dönmeyeceğine inanmış, insanları süzüyorlardır şimdi.
Tuhaf favorileri, karışık jöleli sarı saçları, çelimsiz vücutlarıyla acele acele diskoya seğirten delikanlılar, yanlarında göbekleri açıkta kızlarla kendi argolarında konuşuyorlardır bir yandan.
O tuhaf, biçimsiz iri yarı balığın restaurantın önündeki tablada uzun bıyıklarıyla şimdi yine sere serpe yattığı biliyorum.
Biliyorum bacakları olmayan adam elindeki kartları satmaktan çok önünden geçen kadınlara bakarak iç geçiriyordur yine. 2 paralık malların altın pahasına satıldığı yabancıları dükkana sokmaya uğraşan genç plasiyerler şakalaşıyorlardır aralarında. Sokak aralarının birinde orospu pazarlamaya çalışan tipsiz bir pezevenk sermayesinin muamelesini anlatıyordur ballandıra ballandıra bir ameleye.
Ne olduğunu hiç bilmediğim, hiç tatmayacağım yemekler ısmarlanıyordur mönülerden Şalvarağa restaurantta. Gündüzün telaşesini bitirmiş teknelerde rakı sofraları kurulmuş çupralar, ahtapotlar sofraya gelmiştir. Hınca hınç dolu gemiciler kahvesinde yaşı geçmiş bir kaç kadın bir jigoloyla gözgöze gelmenin arzusuyla tutuşuyordur.
Hiç yelken açmayacak teknelerde ne aradıklarını bilemeyen uzun yelken direkleri rüzgarla gıcırdayamadıkları için hayıflanıyorlardır. Bodrum'un yerlileri ellerinde dondurma sahilde dolaşırken o küçük, kirli kız çocuğu yine imrenerek onlara bakıyordur.
İşte gün ağarıyor.
Bilgisayarın başında ben hiç olmazsa bir kaç işi yapayımın peşindeyken dalmışım, Kulaklarımda suçluluk, özlem, itiraf bağıran şarkıların karamsarlığı, ağzımda tuhaf bir tat sigaradan ve hüzün yanlızlığımdan.
Bebeğim sabah oldu yine. Konuşamadık ama seninleydim. Yazımdan anlamışsındır. Bodrum'u dolaştım bu gece ve tat alacak hiç bir şey bulamadım gönderdiğin şiirle mesajından başka.
Koltuğumda oturup senle muhabbet etmenin güzelliği, dalıp dalıp gitmelerin tadı hiç bir şeyde yok.
İyi ki varsın. Umarım iyi bir sabaha gözlerini mutlu açarsın.
Seni seviyorum.

Sedat Akgöz (Yazılarımdan)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile